Gaziantep

Gaziantep Patlican Kebabı tarifi

Perşembe, 26 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

''Patlican kebabı gazianteplilerin meşhur yemeğidir şimdi tarife bakalım hoşuma gitti paylaşmak istedim''
Merhaba
Uzun yıllar önce Gaziantepli bir arkadaşımdan öğrenmiştim bu kebabı.Her zaman yapıyorum, bu sefer siz YemekBiz dostları ıle paylaşmak istedim. Pazarda tezgahlarda güzelim patlıcanlar yerini aldı çünkü.
Sizlerde denerseniz beğeneceksiniz.


Malzemeler
350 gr Az Yağlı kıyma
1 Dilim Ekmek İçi
3 Adet Patlıcan
Yarım demet Maydanoz
1 Adet Soğan
Tuz , Karabiber
Sos İçin:
½ Fincan Sıvı Yağ
1 Adet Soğan
7-8 Diş Sarmısak
2 Adet Domates
Üzerine domates ve bıber dilimleri.

Önce köfteyi hazırlayalım. Kıymayı, rendelenmiş soğanı, ufalanmış ekmek içini, ince kıyılmış maydanozu, tuz, karabiber ve kimyonu bir kabta iyice yoğuralım. Köfte harcından yuvarlak ve yassı köfteler hazırlayalım. Köfteleri bir kenarda bekletelim.

Patlıcanları, tuz ilave edilmiş suda 20 dakika bekletelim. Daha sonra patlıcan dilimlerini yıkayıp, kurulayalım.
Ayrı bir tavaya yarım kahve fincanı sıvı yağı alalım. Küçük doğranmış soğanı ve dövülmüş sarmısakları pembeleştirelim. Rendelenmiş domatesi ekleyip, 2 dakika daha pişirelim. Tuzunu ayarlayalım. 1 su bardağı suyu ilave edelim.1 dakika daha kaynattıktan sonra tavayı ateşin üzerinden alalım.Fırın tepsisine bir patlıcan bir köfte şeklinde dizelim. Üzerine sosu dökelim. 30-40 dakika 200 C lik fırında pişirelim. Üzerine ince kıyılmış maydanoz ve nane serperek servis yapalım.

Not: Normalinde patlıcanlar kızartılıyor ama ben kızartmadan yapıyorum.

Afiyet Olsun.
Alıntı:Zeynep T.

İbadet nedir niçin ve nasıl ibadet etmeliyiz

Çarşamba, 25 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

İbadet, Yüce Rabbimiz olan Allah(cc) 'ın, vermiş olduğu nimetlere karşı kulluk vazifelerimizi kapsayan genel bir fıkıh terimidir. Yerde ve gökte bulunan herşey Allah'ı tesbih ederler, onu zikrederler, her bir mahlukun ve eşyanın zikri farklı olabilir. Sonuçta istikamet tevhid'dir. Bir ve tek olan Allah'a şükretmek, emir ve yasaklarına uymaktır.

De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. [En'am,162]

Neden yapılan ibadetler, alemlerin rabbi için ? sorusuna, bütün nimetleri veren, bizi yaratan ve tek hükümdar olan Rabbimizin aklımıza gelmesi güzel bir cevap olur.

İbadet, Allah için yapılırsa faydalı olur. Aksi halde, kişinin kendi zararına olur. Nitekim, riya olan işte hayır yoktur. (Birileri görsün, bilsin diye, gösteriş amacıyla yapılan ibadetler riya kapsamındadır)

 

Niçin İbadet Ediyoruz ?

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. [Zariyat,56]

İbadet kulluktur. Mademki yaratılış amacımız Allah'ı bir ve tek bilip, ona kulluk etmektir, o zaman ne duruyoruz ?

"Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibâdet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz." [Yasin,22]

Rabbimiz, bizi yarattı, bize sayamayacağımız kadar nimet verdi, bizleri yanlız bırakmadı, en hayırlı mahluk olan insan olarak yarattı ve bizlere müslümanlığı nasip etti.

Bizi o kadar sevdi ki, imtahan üstüne imtahan verdi, kendisine güvenenleri ve rızası için yapılan hiçbir ameli karşılıksız bırakmadı. Bizden kul olmamızı, kulluk etmemizi isteyen, sadece ondan korkmamızı, ona yönelmemizi, istedi. Tanınmak istedi, zikredilmek istedi, sevmek ve sevilmek istedi. O, ol dedi ve her istediği oldu.

Artık imtahan dönemine vardık. Yaratılma amacımızı bilmemiz için peygamberler, kitaplar gönderdi. Birçok şeyi vesile kıldı. Ancak insanların çoğu, bu kadar verilen nimetin şükrü karşısında hep aciz kaldı ve hep aciz kalıyor. İbretlik çok olay oldu. Hatta birçoğunu Kur'an-ı Kerimde haber verdi. Ders alın, Şükredin, nankörlük etmeyin, itaat edin, isyan etmeyin öğütleriyle bizleri uyardı.

O, hep güzel ve hayırlı olanı murat etti. Bizim ona kul olmamızı istedi.

İsyan edenler ve karşı gelenler oldu. İtirazcılar ve nankörlükler arttı. Ancak samimi olan kulları, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, ne için yaratıldığımızın bilincini kavrayarak düşündüler. Ölüm sonrasına inandıkları, bu kâinatın bir düzen ile hareket ettiğini kavradıkları ve Allah emrettiği için, onun rızasını kazanmak için ibadet etme mecburiyeti hissettiler.

İbadet ile onu zikretmek, onun rızası için çalışmak ve şükretmek ile, hem dünyamızı hem ahiretimizi kazanmamız gerekir. İmtahan vaktindeyiz. Bu imtahan içerisinde, sıkıntıya düştüğümüz ve rahatlığa kavuştuğumuz zamanlar olacaktır. Dua, ile Allah'a yönelerek ondan istemek, ondan beklemek ve ona güvenmek gerektiğini bilmekte bize yardımcı olacaktır. Nitekim Dua, ibadetin ta kendisidir (Hadis-i Şerif)

 

Nasıl İbadet Etmeliyiz ?

Müslümanlığımız gereği, yapılması tavsiye edilen ilk işimiz, Allah'ın adıyla başlamak sûretiyle samimi ve Allah(cc) rızası için yapılan niyettir. Niyetler samimi olmadıkça, ibadetlerde gösteriş oldukça ilerleyemeyiz. Bu yüzden, ilkönce niyetimizi kontrol etmeliyiz.

İbadet etmek için fıkıh öğrenmemiz ve bilmemiz gerekir. (Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer. [Hadis-i Şerif, Deylemi])

Bütün farzlar, vacipler, sünnetler ibadettir. Namaz, oruç, zekat, hac, rızık temin etmek, zikretmek, yardım etmek, haramdan sakınmak, helali talep etmek, dua etmek, din kardeşinin sıkıntısını gidermek, Kur'an okumak, ilim öğrenmek, ilim öğretmek gibi Allah için yapılan her şey ibadettir.

İnsanların en çok ibadet edeni, en çok Kur'an okuyandır. [Hadis-i Şerif, Deylemi]

Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez. [Hadis-i Şerif, Taberani]

İbadetlerdeki feyzi, bereketi, lezzeti almak ve yaşamak istiyorsak Fıkıh öğrenmeliyiz. Bu sitenin amaçlarından biri, fıkıh öğretmektir. Fıkıh ise, bütün dini bilgileri kapsayan en büyük İLİM'lerden biridir.
 

Categories: İslami Konular Tags: , , , ,

Hayvanet bahçesi ziyaretlerinde artış

Çarşamba, 25 Ağu 2010 Mustafa yorum yok


 

 


Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın da 4. büyük hayvanat bahçesi konumunda bulunan Gaziantep Hayvanat Bahçesi, Ramazan ayı ve sıcak havaya rağmen ziyaretçi akınına uğruyor.


Hayvanat Bahçesi Halkla İlişkiler Müdürü Özgül Yazıcı, hayvanat bahçesini geçen yıl 870 bin kişinin ziyaret ettiğini, bu yıl ise 1,5 milyon ziyaretçi hedeflediklerini belirtti. Yazıcı, gerek Gaziantep gerekse çevre il ve ilçeler başta olmak üzere Türkiye'nin her bölgesinden, Orta Doğu ülkelerinden, Avrupa ülkelerinden ve özellikle kardeş şehir Halep'ten birçok ziyaretçinin hayvanat bahçesini görmeye geldiğini kaydetti.


Özellikle yaz döneminde öğrencilerin bahçeyi ziyaret ettiğini ifade eden Yazıcı, "Bu aylarda Almanya'dan, Fransa'dan ve Hollanda'dan gurbetçilerimiz geliyor. Gün ortasında aşırı sıcak olduğu için ziyaretçilerimiz günün serin olduğu saatlerde bahçeye geliyorlar" dedi.
Yazıcı, ziyaretçilerin rahat bir şekilde zaman geçirmelerini sağlamak için hayvanat bahçesi içerisinde oluşturulan çocuk oyun alanlarının da büyük ilgi gördüğünü sözlerine ekledi.


26 Ağustos 2010 Hakimiyet

 

Categories: Haber Tags: , ,

Nisa suresinden bir ayet

Çarşamba, 25 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

 “Anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah, kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.”

* Nisâ sûresi (4), 36
 

Categories: Ayet Hadis Tags:

Türk okulları

Pazartesi, 23 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

 


Türkistan'daydım... Türk okulunu ziyarete gitmiştim. Müdür beyin odasında oturuyorduk. Bir Rus kadın geldi odaya. 10 yaşlarındaki kızının elinden tutmuş, "Bunlar evraklar..." dedi, müdüre uzattı.
 

Rus kadın, kızını Türk okuluna kaydettirmeye gelmiş. Dedi ki: "Müdür bey, biz mahvolduk, yalvarırım çocuğumu kurtarın!" Müdür, kızı okula kaydetti. Ben olay karşısında çok duygulandım. Müdür, beni uğurlarken dedi ki: "Yarın sabah okula erken gel."

Otelde kalıyorduk. Sabah erkenden kalktım, okula gittim. Öğrenciler sınıfı doldurdu. Evvela Türkistan milli marşı, sonra İstiklal Marşı'nı okudular.

Harflerle yola çıkılır, kelimelerle gayeye yaklaşılır, cümlelerle hedefe varılır!..

Türkçe, ne kadar fazla insan tarafından konuşulursa o kadar büyük bir millet ortaya çıkar. Dil birliği vatan birliğini, vatan birliği millet birliğini temin eder.

Türkçe Olimpiyatları'yla büyük bir kültür imparatorluğu kuruluyor. Bu imparatorluk sınırsızdır, arazi istemiyor. Hiç kimsenin malında mülkünde gözü yoktur; tamamen kültürel bir gelişmedir. Türkçe konuşuldukça, Türk'ü anlayacaklar.

Fırtına, soğuk, yağmur gibi zahiren zorlu şartlar altında gelişen rahmet çiçekleri vardır. Bin senedir İslam'a hizmet eden bu kavmi Allah helak etmeyecektir. Her zaman iyiye gidilecektir. Tarihimize bir daha göz atarsak görürüz ki kötü haller gerilerde kaldı. Sürülüp ekilen tarlalar mahsul verecektir. Sonbaharda ekilen tohumlar karların buzların altında kök saldı. Kar kalkmadan da kar çiçekleri açmaya başladı. Her şey baharı müjdeliyor. Müslümanlar daha iyiye gitmenin çaresini arayacak. Dün Avrupa'ya yürü diyen talih, bugün İslam dünyasına yürü diyecek.

Büyük davalar büyük adamların omuzlarında yükselir. Türk okullarında vazifeli her öğretmen bir Mevlânâ'dır.

Ben de dünyanın herhangi bir yerinde bir Türk okulunda vazifeli olmayı isterdim... Bize düşen vazife, o okulları açmak, onların maddi manevi ihtiyacını temin etmek, böylece insanlığa hizmet etmektir.


HEKİMOĞLU İSMAİL

Categories: Eğitim Kültür Tags:

Gaziantep İftar çadırları

Pazar, 22 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

Gaziantep Büyükşehir belediyemizin her yıl hazırladığı iftar çadırları bu yılda hizmee girmiştir iftar çadırı merkezleri:

Şehreküstü, Kayaönü, Üniversite karşısı, Düztepe


Bu faliyetlerinden dolayı gaziantep büyükşehir belediyemiz başkanı Asım güzelbey beyefendiye teşekkürlerimizi sunarız

iftar

 

Categories: Eğitim Kültür Tags:

Üstü acık otobüsle gaziantep te tur atmak

Pazar, 22 Ağu 2010 Mustafa yorum yok

 Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Arsan Seyahat Merkezi iş birliği ile

RAMAZAN GECELERİNDE YILDIZLI GEZİ

Ramazan Ayı boyunca her gece iki saat boyunca üstü açık otobüs ile Gaziantep turu!

Saat: 21.00 - 23.00

Başlangıç yeri: Arsan Seyahat Merkezi

( Değirmiçem mahallesi, 9 nolu sokak, no: 22, Gaziantep )

 

 PROGRAM:

Saat: 21.00 Konuklarımızla Arsan Seyahat Merkezi’nin önünde buluşuyor, Gaziantep Büyükşehir Belediyemizin deri koltuklu üstü açık otobüsüne kurulup, gökteki yıldızlarla boy ölçüşen Çağdaş Kent Gaziantep’imizi gezmeye başlıyoruz. Kulağımız Gaziantep’in kronolojik geçmişi, kültürel, sosyopolitik ve etnografik özelliklerini anlatan rehberimizde , gözlerimiz Avrupa kentleriyle yarışan Gaziantep’i ramazan gecesinin canlılığında şıkır şıkır ışıldarken görmenin bayramını yaşıyor.

Muhteşem bir han olan Bayazhan’ı , Kent Müzesi ‘ni selamlıyor, Alleben nehri boyunca ,tüm haşmetiyle ışıl ışıl göklere yükselen Gaziantep Kalesi’ne kadar uzanan ışıklı yoldan taşan yaşama sevincine ortak oluyoruz. Restorasyon çalışmaları sonunda kültürümüze kazandırılan tarih ve kültür yolu boyunca kalemiz, tarihi hanlarımız , hamamlarımız hakkında bilgi alıyoruz. Roma döneminden kalma muhteşem Gaziantep Kalesi ve eski kent dokusunun zenginliğiyle büyüleniyoruz.

Asırlık Maarif meydanından batıya kıvrılıp, Atatürk’ümüzün nüfusa kayıtlı olduğu Bey Mahallesinde yapılan çalışmaları otobüsümüzden keyifle izliyor,bir zamanlar St. Mary Kilisesi olarak hizmet gören Kurtuluş Camii, Büyükşehir Belediyemizin restorasyonu sonunda Ömer Ersoy Kültür Merkezi olarak işlevlendirilen minik St. Petros Kilisesi’nin çok değerli bir mücevher gibi parıldadığına şahit oluyoruz. tarihi Gaziantep Lisesi’nin önünden ve Başkarakol’dan Üniversitemize yol alıyoruz.

Panoramik turumuz bizi Gaziantep Üniversitemizin seyir tepesine götürüyor.Ayaklarımızın altına binbir gece masallarındaki uçan halı gibi serilmiş Gaziantep’i en yükseklerden seyretmenin keyfini yaşıyoruz. Yol boyunca parkta dilediği gibi eğlenen, yürüyüş yapan, çaylarını yudumlayan Gazianteplileri seyrediyoruz. Güllerle bezenmiş refujlerin eşliğinde masal kitaplarından fırladığını sandığımız Harikalar Diyarı , Masal Park, çocuk dostu kent Gaziantep’in sadece çocuklarını değil bizi de çok mutlu ettiğini fark ediyoruz.

Dokuz farklı bahçesi ve harikulade endemik bitkileriyle bölgenin en büyük Botanik Parkı’nın gece karanlığında ateş böcekleri gibi ışıldayan yürüyüş yollarını ve çağdaşlığın simgesi Türkiye’de halka açık tek gezegen evi Planetaryum’u ,tarihi Kavaklık Kahvesi’ni görüyor, hakkında bilgi alıyoruz. İstasyon meydanından sonra Fethullah Usta Restaurant'ta soluklanıyor, ramazan neşesi buz gibi şerbetin , tavşan kanı çayın, ramazan kahkesinin keyfini çıkarıyoruz.

Gezimiz saat 23:00'te yine Arsan Seyahat Merkezi’nde son bulduğunda yıldız sağanağının sarhoşluğuyla yaşadığımız Gaziantep düşünden uyanmak istemiyoruz. Başka gezilerde buluşmak dileğiyle vedalaşıyoruz.

Ücretlidir!

Kişi başı katılım ücreti: 10 TL

Ücrete dahil olan hizmetler: Ulaşım, İkramlar, Rehberlik, KDV.

Önemli not :

Gezimiz, her gece yalnız 35 konukla sınırlı olduğu için lütfen kayıt yaptırınız!

Başvuru ve Kayıt için telefon: 0 (342) 220 64 64 Pbx

Adres: Değirmiçem mahallesi, 9 nolu sokak, no: 22.
 

 

Categories: Gez ve Gör Tags:

Antep kıymalı böreği

Çarşamba, 18 Ağu 2010 Mustafa yorum yok
KIYMALI BÖREK (GAZİANTEP)  Malzemeler (5 kişiliktir) Hamuru için: 500 gr. un, 25 gr. maya, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı toz şeker, 1 su bardağı su. İç malzemesi: 250 gr. az yağlı zırh kıyması, 2 adet domates, 2 adet çarliston biber, 10 gr. çam fıstığı, 1 çay kaşığı kırmızı biber, 1 çay kaşığı tuz. HAZIRLANIŞI: Hamurun malzemeleri yoğurulduktan sonra dinlenmeye bırakılır. Zırhlanmış kıyma hafifçe kavrulup, içerisine biber ve soyulmuş domates ince bir şekilde doğranır, fıstık, tuz ve kırmızı biber katılarak pişirilir. Hamur beş parçaya bölünür ve her biri merdane ile açılır. Her parça açılmış hamurun içine önceden hazırlanan harç yayılarak konur ve kenarları hafifçe kıvrılır. Börekler 80 derece sıcaklıktaki fırında pişirilir ve sıcak sıcak servise sunulur. NOT: Börekler kızgın yağda da kızartılabilir.
Categories: Yemekler Tags:

Gaziantep kalesi fotoğrafı

Salı, 17 Ağu 2010 Mustafa yorum yok
Categories: Fotoğraflar Tags:

Gaziantep tarihi

Salı, 17 Ağu 2010 Mustafa yorum yok
GAZİANTEP'İN TARİHİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek yolunun da bölgeden geçiyor olması İl´in önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır. Gaziantep´in tarih devirleri Kalkeotik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devrileri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür. Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep´in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkeolotik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir. Bir süre Babil İmparatorluğu´nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti´nin bir kenti olmuştur. “Dülük” şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktadır. Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender´in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar´ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep; Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan İskenderun´a giden anayollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur. Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in Arap Yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır. 1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın (1389) ve Memluklular´ın (1471) eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular´a karşı yapılan Mercidabık (Kilis Yakınlarında) meydan savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş oldu. Osmanlılar döneminde çok sayıda camii, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda imalat, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir. 1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar camii, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır. I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Nitekim Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa olarak yerini almıştır.
Gaziantep Savunması
1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır. Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır..
Categories: Genel Tags: